Yayınlar

ÖĞRENME ÜZERİNE MÜLAHAZALARIM

Resim
Öğrenmede ideolojik saplantılar insanı ahmaklaştırır. Her ideoloji aslında öğrenmede önüne çekilen settir. Bu set kırılması ve aşınılması zor olan bir settir. İdeolojiler bir anda oluşmaz. Süreç içinde oluşur ve körü körüne bağlanması sonucunda dayanılmaz derecede sertleşir, ruhuna işler ve seni çepeçevre kuşatır.  Öğrenmenin başında hayret vardır. Her hayret öğrenme isteğini arttırır ve şiddetlendirir. Şeffaf birisi bilgiye açıktır ama bir idolün kıskacı altında olan birisi sadece idolünü ilgilendiren şeylere ilgi duyar. Bu duyarlılık farkında olmadan başka alanlardaki bilgilere kapalılıktır. Körlüktür. Kendi dışındaki dünyaya kapalı olan bir insan hâliyle kendisine de kapalıdır. Kendini bilmeden başkasını yani ötekini bilmeye ve anlamaya çalışmak okyanusta iğne aramaya benzerdir. Okyanusa açılabilmek için önce küçücük göllerde yüzme öğrenmekle başlanır. Önce gölde yüzmeyi öğrenip sonra okyanusta kulaç atmayı denemelisin. Yani kendini keşfe çıkmadan açılırsan boğulursun.  Aşırılığın d

DEĞİŞİM ŞAŞIRTIR DÖNÜŞÜM KORKUTUR

Resim
Değişim, görünümdeki farklılıklardır. Her farklılık bakışlardaki dikkati başka yöne çeker. Olumlu yahut olumsuz olsun fiziksel değişiklik öncelikle bireylerde şaşkınlık uyandırır. Bu şaşkınlık uzun ya da kısa süreli olabilir. Değişimlerde halkın şaşkınlığı belli bir süreden sonra sıradanlaşmaya evirilmektedir. Öncekinden farklı bir görünüme kavuşmak dikkatleri üzerine çekse de sonradan dikkatlerin yoğunluğu azalır ve hiç böyle bir değişiklik yaşanmamış gibi hayat devam eder. Geçmişten bugüne ve yarına olan şaşkınlık devam edecektir. Göz bu uyuma alışıncaya dek yanılsamanın verdiği o duygular ve mimiklere yansıyan o hayret verici bakış sürecektir.  Bak gör nasıl da yeni yüzler aramıza katılmış. Duygularımızı okşamak adına sahte yüzler rolüne bürünmüş. Hep bir kandırmacaydı bu hayat. Aldanmamalıydım. Ama aldandım. Çaresizce. Dönüşüm, düşüncedeki farklılıklardır. Zihnin hadiselere karşı farklı refleksidir. Tehlikelidir. Acayiptir. Korkutucudur. Çünkü tabulara karşı savaştır. Uyuma karşı u

MAĞARAMDA ÖLÜM

Resim
  Herkesten uzaktayım. Ücra bir yerdeyim. Tecrit edilmişim.  Düşündükçe boğuluyorum.  Her yanımı kuşku sarmış. Bir zindandayım sanki... Karanlıkların içindeyim. Elimde bir fener olsa ne âlâ. Önümü görmek dindirirdi belki de bazı acıları. Bir hengamenin içindeyim. Mana bulmak ehemmiyetli ve zahmetli iş doğrusu.  Tekrardan mağaraya dönmek zor. Hele hele kalabalığa alışmışken. Şimdi bütün ihtiraslardan el çekmeliyim. Bütün bağlılıklarımı bir kenara atmalıyım. Yüreğimdeki infiallerimi kusmalıyım. Arınmalıyım. Temizlenmeliyim. Pir-ü pak olmalıyım.  Zamanındaki düşkünlüklerim gözümün önünde bir film şeridi gibi geçiyor. Boş mükâlemelerim ruhumu sarsıyor. Yolumu bulmam için bir karinem dahi yok. İnkisar. Hep inkisar.  Sözlerimi evvelden saklamalıydım. Dayanamadım. Kustum ulu ortaya. Herkes kirlendi. Suç bende cezası halkın kılıcında... Kaçmalıydım mağarama, cezamı kendi ellerimle vermeliydim. Düşündükçe daha çok düşüyordum. Halkın nazarında haklı olmak hilkata ters. Dışarıda bezirganlar öfke

HER İNSAN BİR TAKLİDİN ÜRÜNÜDÜR

Resim
Gerçekte hiç kimse nev'i şahsına münhasır değildir. Herkes bir taklidin ve taklitlerin ürünüdür. Bu taklitçilik görerek, yaparak ve okuyarak kazanılır. Doğumdan itibaren çevremizle etkileşim halindeyiz. Bu etki-tepki içerisinde yaptıklarımız, gördüklerimiz ve okuduklarımız bizim karakterimizi, mizacımızı oluşturur. Her fikirde olduğu gibi her söylediklerimizde bir taklitçilik bir başkasına meyletme söz konusudur. İşbu ayıplanacak ve küçümsenecek bir vaziyet değildir. Bunun farkında olmak ise meziyettir. Her insanın kendini bambaşka biri olarak tasvir ederken bunun bilincinde hareket etmesi gerekir. Böylece kibir tınısının duyulması engellenmiş olur. Engellenemezse dahi azaltılmış olur. Çünkü her insan kendinde büyütülecek bir erdem bulur. Doğru ya da yanlış olsun. İnsanlar emek verdiği konularda kendini değerli atfederek diğerlerini hafiften küçümser gibi göstermeye çalışır. Söz arasında bunları ona söylemeye çalışırsan bunu da inkâr etmiş olur. Unutmayın kendinizi en iyi bilen ken

GÖREMİYORSAN GÖZLERİNİ KAPAMAYI DENE!

Resim
Hissetmediğin hiçbir şeyi tam manasıyla göremezsin. 'İmagine' filmini izlerken aklıma gelen bir cümle. Tümüyle duyusal tümüyle haklılık barındıran bir tespit. Körlerin dünyasında renklerin yerini tutan şey işitmenin  frekanslarıdır. Her işitme bir sembol, işaret ve renkler kadar birbirinden ayırt edicidir. Herkes farkında mı tabii ki hayır. Kolay mı bunu öğrenmek asla. Ian 'imagine' filminin baş karakteridir. Bir âmâ ve bir öğretmen. Britanyalı ve Portekiz'in başkenti Lizbon'daki bir okulda öğretmen olarak göreve başlar. Öğretme metodu farklı, baston kullanmıyor ve öğrenciler onu kör değil gören birisi olarak tenkit ediyor. Hâlbuki o da öğrenciler gibi görmüyor. Baston kullanmadığı için çoğu kez düşüp yaralanıyor. Okul yönetimi ise öğretmen Ian'ın metodunu tehlikeli buluyor ve araları git gide açılıyor. Öğrencileri dış dünyaya karşı duyarlı hâle getirmeye çalışan bir öğretmenin yönetim tarafından engellenmesi ve sonuçta okuldan atılması ile film bitiyor. Bur

MEMLEKETİMİN RENKLERİ 'BİR BAŞKADIR'

Resim
Toplumun kılcal damarlarına nüfuz eden bir dizi üzerine düşünmek ve kültür-sanat gelişimine katkı bulunmak amacıyla bir yorum getirmek artık benim için bir elzemdir. Yaşadığımız muhit, etkileşimde bulunduğumuz çevre ve hayata dokunmak açısından bizi kendimizle yüzleştirme cesareti sağlayan 'bir başkadır' yapıtı son derece önem arz ediyor.  Sınıfsallıktan ötürü 'öteki' hâle gelen her ferdin feryadını işitmek zorundayız. Yoksa  bunun faturası yalnızca bireyi değil topluma sirayet etmesi kaçınılmazdır. Seküler bir ailede doğan bir kişi Paris'i, Roma'yı ve Lizbon'u gezerken kendi yaşadığı ülkesinde  Anadolu'nun ücra bir köyüne gitmemesi, kendi insanına yabancılaşması başka bir trejedidir.  Üstten bakma ve önyargılı bilincin körelttiği çevreler kadar kişisel haklarından mahrum kalanların hikayesi gözler önünde daha çok anlam kazanıyor. Konuşmak ve yazmak belki de tüm meseleyi, sorunları kolayca çözüme kavuşturmayacaktır ama bilinçli bir vatandaşı yetiştirec

LÂF, SÖZ VE KELÂM ÜZERİNE

Resim
Lâf, söz ve kelâm hepsinin farklı bir anlamı olduğu kadar mertebeleri de farklıdır. Hiyerarşik bir yapıya sahiptir diyebiliriz. Sıralamaya alırsak lâf altta, söz ortada ve kelâm en üstte yer alır. Başka bir deyişle söylersek söz nötr bir kavramdır, onun alt dercesine lâf üst derecesine kelâm denir. Eskiden lâf için  bakın ne denilirmiş ''halının altına süpürülen  pislikler, tozlar'' ve bir zamanlar birisi hakkında  lâf söylemiş demek hakaret sayılırmış. Pehlevi dilinde lâf demek boş söz demekmiş. Söz'e gelirsek genellikle en çok başvurulan kelimedir. En çok kullanılan ve en çok duyulan. Beki de bu yüzden hep ortada olan yani herkesçe paylaşılan ve yıpranan kelimedir. Söz için anlaşma yapılır söz için programlar oluşturulur ve en nihayetinde söz için bir araya gelinir. Kıymeti olduğu kadar  lâf ile en çok karıştırılandır.  İlk önce söz vardı. Sözden yazıya geçtik. Söz herkes için. Yazı sadece yazanlar için.  Sözlü gelenek dünden bugüne meşakkatli yollardan geçerek ge