Bayburt İzlenimleri
Değeri bilinmeyen bir şehir bence Bayburt. Nüfusu en az olan illerimizden biri ama nüfusu az diye hor görülmesi, insanların bakış açılarının darlığı olduğunu düşünüyorum. 2026 yılı itibarıyla 82.000 nüfusa sahip. En az nüfusa sahip il konumunda; sonra Dersim 85.000 ve Ardahan 90.000 geliyor. Bu üç şehri gördüm ve gezdim. Kalabalıktan haz etmeyen ruhum için güzel yerler olduğunu düşünüyorum. Ardahan’da Çıldır Gölü ve kale etrafının görülmesi yeter. Bu üç il içinde en gelişmemiş kent Ardahan ama havası gayet güzel; Temmuz ayında yağan yağmur ve gecelerin serinliği nedeniyle pek eleştirmek gelmiyor içimden. Bayburt’a gelince, içinden Çoruh Nehri geçiyor. Bayburt Kalesi’ne çıktım; restorasyon geçirmiş dış cephesi şehre renk katmış ama kalenin içi pek beklediğim gibi değildi. Terk edilmiş tarla gibiydi. Kazı çalışmaları sürüyordu; belki birkaç yıl içinde orası da halka kazandırılır ve gezilmesi hoş bir mekâna çevrilir. Çoruh Nehri boyunca iki taraflı yürüdüm. Bir şehri tanımanın en iyi yolu yürümektir zaten. Arabayı bir yere park edince en az 15 km yürüyorum. Ara sokaklara giriyorum. Pazara ve çarşının içine karışıyorum. Ben aslında yabancı olduğum için farklı bir yerde mutlu oluyorum. Herkesin beni tanıdığı yerde birdenbire oradan rahatsız olmaya başlıyorum. Beni dünyanın en iyi yerine götürürseniz, oradaki herkesi tanıdıkça mutsuz olma ihtimalim artıyor. Bayburt’un havası çok iyi; tıpkı Erzurum ve Kars gibi soğuk esen bir rüzgârı var ve bu rüzgâr insanı rahatsız etmiyor. Çoruh Nehri boyunca çok canlı bir kitle var. Yurtdışından gelen gurbetçiler de gözüme çarptı. İş olanaklarının azlığı muhtemelen bazı aileleri yurtdışına sürüklemiş. Bayburt merkezden 45 km uzaklıkta Baksı Müzesi var. Benim için hayal kırıklığıydı. Avrupa’dan ödül almış olması benim görüşümü değiştirmez. Uçsuz bucaksız bir yere modern sanat müzesi yapmışlar. Çoruh Nehri’ni gören güzel bir konumu var ama sadece bu. Yolu meşakkatli. İçeride neredeyse hiç eser yok. Ben gittiğimde belki de kaldırmış olabileceğini düşündüm. Modern sanatın, uydurma birkaç çizim ve sanatçıların kompleks hayal gücüyle zorlama bir sanat olduğunu düşünüyorum. Baksı Müzesi’nin mimari tasarımı çok iyi. Belki de en iyi modern sanat müzesi Bakü’deki Haydar Aliyev Müzesi’dir. Mimari tasarımı olağanüstü ama içi zorlama sanat ürünleriyle doldurulmuş. Neyse, Bayburt’a dönelim. İsminin kökeni tam anlamıyla açıklığa kavuşturulmamış. Nişanyan Yer Adları Sözlüğü’nde “bay” kelimesinin ne olduğu bilinmiyor. Burt – pert – berd ise Ermenice kale anlamına geliyor. Evliya Çelebi’ye göre ise “bay” zengin demek, “burt” belde; yani “zengin yurt” anlamına geliyor. Halk dilinde böyle olduğunu söylüyor ama etimolojik açıdan bunun doğru olabilme ihtimali yok gibi; çünkü isim Türkçe değil. 5. yüzyılda buraya Bayberd ismi kaynaklarda mevcut. 6. yüzyılda Baiberdon diye geçiyor. Bizans tarihçisi Kedrenos da 11. yüzyılda Paiperte diye bahsediyor.
Bayburt, merkezle birlikte 3 ilçeye sahip: Aydıntepe ve Demirözü. Aynı zamanda şehir içinde Dede Korkut Müzesi de yer alıyor. Ona da göz atmak gerekir. Özellikle şifalı yılanlara bakıp tefekkür etmek cazibeli olabilir.
Bayburt’un iklimi de göz ardı edilmemeli; burada bir hata var. Karadeniz Bölgesi’nde yer almasına rağmen ona ait bir özellik yok. 1941 yılında belirlenen coğrafi bölgelerde Bayburt’u hangi akılla Karadeniz Bölgesi olarak işaretlemişler anlamış değilim. Karasal iklim bütün şehre hâkim; bölge olarak Doğu Anadolu Bölgesi olması daha doğru olacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder