Tarihî Tahribat: Yer Adları
Bir yol hikâyesi bana şunu düşündürdü: Şehir adlarının Kemalist rejim döneminde yapılan tarihi tahribat. Türkiye'de yer adlarının değiştirilmesi ancak talihsizlikle açıklanabilir. Milliyetçi ve şovenist duygularla yapılan sistematik yer adı değişimleri ters tepti. İleri görüşün öncüsü adını verdikleri ulu önderin tek parti döneminde yapılan bu yanlışlar, yüz yıl geçmeden ayyuka çıktı. Şehir sakinleri kendini o isimle tanımlamazken, diktatoryal, jakoben ve otoriter bir yönetimin kendi ideolojik hevesi uğruna yaptığı bu uygulama büyük bir hayal kırıklığıdır.
Niçin hayal kırıklığı? Çünkü yüz yıl sonra orada meskûn olan halk bu dayatmalara karşı çıkmış ve kendi kimliğini korumak için çalışmalara başlamıştır. Bazı yerlerde başarılı olunmuş ve isimler geri verilmiştir. Bazı yerlerde ise konu çıkmaza girmiştir. Örneğin Siirt’in ilçesi Tillo ismini geri almıştır. 1953’e kadar Tillo köyü iken 1957’de bucak yapılmış, 1964’te ismi değiştirilip Aydınlar bucağı olmuştur. 1990’da Aydınlar ilçesi yapılmış, 2013’te TBMM’ye sunulan yasa teklifi üzerine iade-i itibar yapılarak Tillo olmuştur.
Başarılı örnekler o kadar az ki çoğu yerde tartışmalar devam ediyor. Dersim başta olmak üzere hâlâ iade-i itibar yapılmadı. Bu ülkenin aydınları, Cumhuriyet’in ilk döneminde yapılan yanlışlara hâlâ yüksek sesle itiraz edemiyor. Tarihi gerçeklikle yüzleşmeden, bu toplumun insanlarına ses vermeden kendi hayal dünyalarında cirit atmaya devam ediyorlar.
Yapılması gereken, milyonlarca halkın geçmişten gelen kimliklerini kabul etmek ve yerel halkın şehirlerine kendi adlarını vermesidir. Bu o kadar kolay ki ama iş çıkmaza girmiş. İtiraz edenler hemen “bölücü” yaftasına yapıştırılmıştır.
Oysa Türkiye’deki şehirlerin isimlerine baktığımız zaman çoğunun Yunanca, Latince, Arapça veya başka dillerden alındığını görürüz. Bunlar kral adı, dağ adı veya nehir adı olabilir.
Örneğin Yunancadan alınan il merkezlerinin adları:
Antakya (Antiokhia, kral adı), Antalya (Attalia, kral adı), Balıkesir (belki Paliókastro “eski kale”), Bolu (Klavdiopoli, kral adı), Burdur (belki Pretoria, Latinceden), Bursa (Prusa, kral adı), Edirne (Adrianupoli, kral adı), Giresun (Kerasunda, “kirazlı”), Isparta (Saparda, Yunan öncesi bir dilden), İstanbul (Kostantinopoli, kral adı), Kayseri (Kaisaria, “kral kenti”), Konya (İkonio, Yunan öncesi bir dilden), Sakarya (Sangaria, nehir adı, Yunan öncesi bir dilden), Samsun (Amissos > s-Amison, Yunan öncesi bir dilden), Sinop (Sinópi, Yunan öncesi bir dilden), Sivas (Sevastía, “kral kenti”), Trabzon (Trapezunda, “masa tepe”).
Arapçadan veya Arapça üzerinden alınanlar:
Antep (Ayntab, Süryaniceden), Bitlis (Bedlis, Arap öncesi bir dilden), Diyarbakır (Diyar Bekr, aşiret adından; il merkezi olan Amid/Amed Süryanicedir), Erzincan (Ermeniceden), Erzurum (Erzen-i Rum, muhtemelen Ermenice Ardzn kasaba adından), Maraş (Arap öncesi bir dilden), Mardin (Süryaniceden), Siirt (Arap öncesi bir dilden), Urfa (Süryanice Urhay “yollar” anlamında).
Ermeniceden gelenler:
Ağrı (Ağori/Akori kasaba adı Ermeni öncesi bir dilden olmalı, Kürtçe uzak olasılık; il merkezi Karakilise > Karaköse Türkçedir), Bayburt (Baberd, berd “kale” anlamında, ancak bileşiğin yapısı şüpheli), Kars (Ermeni öncesi bir dilden), Muş (muhtemelen Ermeni öncesi bir dilden), Van (Urartu dilinden).
Bu şehirlerin çoğu öz Türkçe değil; ancak zaman içinde halk benimsemiş ve kullanmıştır. Rahatsız olan halka da sormak lazım: Bir oylama yapılsın ve halk kendini nasıl tanımlıyorsa o isim geri verilsin. Dersimliler kendi doğal ismini alsın. Hakkâri, Diyarbakır halkı kendini hangi isimle tanımlıyorsa onu kullansın.
Not: Şehir adları Nişanyan Yer Adları Sözlüğü’nden alınmıştır
Yorumlar
Yorum Gönder